Bet Hillel, İzmir’in eski Yahudi mahallesinde günümüze ulaşan tarihi sinagogların en küçüğüdür. Aynı zamanda en çok değer verilenlerden biridir. Yapı, önce bir aile evi olarak hayatına başlamış, ardından bir dini eğitim mekânına dönüşmüş ve dünyanın dört bir yanından ziyaretçileri ağırlayan bir ibadet yeri hâline gelmiştir.
İbadet Yerine Dönüşen Bir Ev
Bina, aslında Palaçi ailesinin evinin bir parçasıydı. İlk olarak bir yeşiva, yani Rav Hayim Palaçi ve daha sonra oğullarının uzun yıllar boyunca eğitim gördüğü bir din okulu olarak kullanılmıştır.
1840 yılında Rav Avraham Palaçi, aile mülkünün bir bölümünü küçük bir dua evine dönüştürdü. Aynı duvarlar onlarca yıl boyunca iki amaca birden hizmet etti. Hem din hukuku öğrencileri için bir okul hem de aile ve çevresi için bir ibadet yeri oldu. Bir haham hanesinin kapılarını hem bir Bet Midraş hem de bir sinagog olarak açması, Osmanlı topraklarındaki Sefarad cemaatlerinde yaygın bir düzendi. Yapı, 1960’lı yıllara kadar aktif bir dua evi olarak kullanılmaya devam etti.
Sinagog adını, Bükreşli zengin bir hayırsever olan Eliezer Hillel Behor Manoah’tan almaktadır. Onun yaptığı bağış, hem binanın inşasını hem de Rav Hayim Palaçi’nin kitaplarının basımını finanse etmiştir. Aynı bağış, 1841 büyük yangınında zarar gören iki İzmir yeşivasının da onarılmasına katkı sağlamıştır. Cemaat içinde sinagog, kurucusunun adıyla Avraham Palaçi Sinagogu olarak da anılırdı.
Uzun Bir Sessizlik Dönemi
1960’lı yıllarda ibadet yeri olarak kapandıktan sonra bina, uzun yıllar boyunca depo olarak kullanıldı. 1986 yılında boşaltıldı. 2006 yılında çıkan bir yangın, çatıyı ve iç mekânı yok etti. Yalnızca ön cephe duvarı ve yan duvarların bir kısmı ayakta kalabildi.
Anı Evi Olarak Yeniden İnşa
Bina, İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin “İzmir Tarihle Buluşuyor” adlı projesi kapsamında kurtarıldı. İzmir Musevi Cemaati Vakfı, belediye ile bir protokol imzaladı ve yapı titiz bir çalışmayla yeniden inşa edildi.
Mekân, 24 Nisan 2017 tarihinde Rav Hayim Palaçi Anı Evi adıyla yeniden ziyarete açıldı.
Anı Evinin İçinde
Ziyaretçiler bugün, yerli ve yabancı arşivlerden derlenen küçük bir Palaçi Koleksiyonu’nu inceleyebilirler. Koleksiyonda Rav Palaçi ve ailesine ait fotoğraflar, Hahambaşı tarafından kaleme alınmış Osmanlıca ve Fransızca özgün mektuplar ve Palaçi’nin yetmiş iki eseri arasından seçilen, Selanik ve İzmir’de basılmış üç orijinal kitap yer almaktadır. Sinagoga ait tarihsel açıdan önemli bir defter de seçilmiş Yahudi kültürüne ait nesnelerle birlikte sergilenmektedir. Ayrıca yapının kısa bir tarihçesine de yer verilmiştir.
Pırlanta Üçgen
Bet Hillel, Rav Palaçi’nin müritlerinin Pırlanta Üçgen olarak adlandırdığı kutsal alanın bir köşesini oluşturmaktadır. Bu gelenek, salih din âlimlerinin mezarlarını ve yaşadıkları yerleri ziyaret etme âdetinin bir parçasıdır. Aynı âdet, Fas, Tunus ve İsrail’deki benzer mekânlara da hac yolculukları düzenlenmesine yol açmaktadır.
Üçgeni oluşturan üç kutsal mekân şunlardır:
- Bet Hillel Sinagogu, Palaçi ailesinin manevi yuvası
- Rav Hayim ve Avraham Palaçi’nin mezarları, Gürçeşme Mezarlığı’nda
- Mikve, müritleri tarafından mezarlıkta yaptırılan arınma havuzu. Mikve, Kadifekale’den akan bir kaynak suyu ile beslenmektedir. Suyun yazın serin, kışın ılık aktığı söylenir ve birçok kişi bu suyun mucizevi özelliklere sahip olduğuna inanır.
Her yıl yaklaşık seksen ile yüz kişiden oluşan bir mürit topluluğu, Rav Avraham Palaçi’nin ölüm yıl dönümünde İsrail’den İzmir’e gelmektedir. Bu üç kutsal mekânda dua ederler ve mikveye girerler. Pırlanta Üçgen bugün önemli bir dini ziyaret merkezi olmuştur. Aynı zamanda İzmir’in Yahudi mirası ile geniş Sefarad dünyası arasında anlamlı bir bağ oluşturmaktadır.






